Etiket arşivi: nota

HAYVANLAR NE İSTER

Hayvanlar Ne İster şarkı notaları

Köpeğim hav hav hav hav der
Köpeğim benden et ister
Köpeğim hav hav hav hav der
Köpeğim benden ne ister?

Hadi gel hadi gel
Cici köpeğim
Hadi gel
Sana ben et vereyim

Kediciğim mır nav mır nav der
Kediciğim benden süt ister
Kediciğim mır nav mır nav der
Kediciğim benden ne ister?

Hadi gel hadi gel
Cici Kediciğim
Hadi gel
Sana ben süt vereyim

Eğşeğim a ii a ii der
Eşeğim benden ot ister
Eşeğim a ii a ii der
Eşeğim benden ne ister?

Hadi gel hadi gel
Cici Eşeğim
Hadi gel
Sana ben ot vereyim

Tavuğum gıt gıt gıt gıt der
Tavuğum benden yem ister
Tavuğum gıt gıt gıt gıt der
Tavuğum benden ne ister?

Hadi gel hadi gel
Cici Tavuğum
Hadi gel
Sana ben yem vereyim

__________________

ZİL

 

Kastanyet(ZİL)

[[Resim:

Kahire‘de, Han el-Halili çarşısında satılan bir çift zil.

Kastanyet, Türk müziğinde ve diğer bir çok Orta Doğu ülkesinin müzik kültüründe var olan bir usul vurma çalgısıdır. Yuvarlak biçimlidir ve genellikle pirinçten yapılır, ama imalatında başka alaşımlar da kullanılabilmektedir. Ortasında deriden ya da ipten yapılmış tutamaklar bulunur. Bu tutamaklarla iki zil birbirine çarpılarak çalınmaktadır. Oryantal müzik icrasında kullanılan küçük zillerin çapı 5 cm civarındadır. Ayrıca mehter müziğinde kullanılan çeşitli boylarda ziller de vardır.

Arap ülkelerinde kastanyet için sāgāt (صاجات) ya da zagat terimi kullanılmaktadır. Zile benzer bir başka çalgı da Tibetliler‘in kullandığı tingşa adı verilen bir enstrümandır.

 

TEF

Tef

Tef

TEF, yuvarlak bir tahta kasnağın bir veya iki yanına deriden bir örtü geçirilerek yapılan ve parmak vuruşlarıyla çalınan Vurmalı bir müzik aleti ve Türk Halk çalgısıdır.
Milattan önceki dönemde Anadolu, Mezopotamya ve Orta Asya uygarlıklarında ve daha sonraki dönmelerde de tüm bu coğrafya içinde yaşayanlar tarafından çeşitli tür ve biçimleri kullanılmış olan bu vurmalı çalgı, Osmanlıda da din ya da din dışı alanlarda kullanılmıştır.

vurmalı bir türk halk çalgısıdır.hemen hemen her yörede mevcuttur.yaklaşık 20-40cm çapında, bir kasnak ve tek yüzüne gerilmiş ince bir deriden ibarettir.kasnak üzerine açılan yarıklara 3-5 çift ince pirinçten yapılmış ziller geçirilerek çalgının ritminin zenginleşmesi sağlanmaktadır.bazı yörelerde sade olanları da bulunmaktadır.daha çok kadın eğlencelerinde kullanılmaktadır.daha büyük olanlarına “daire” denilmektedir.el (parmak) ile çalınan vurmalı bir ritm çalgısıdır.yöre ve çalan kişilere göre ”tarande, çingene, acem” diye isimler almaktadır.yaklaşık 30-40 santim çapında bir kasnağa gerilen oğlak derisinden olursa daha verimli olur.def (tef) elde havaya kaldırılarak ve zillerin şıkırtıları duyulsun diye sallanarak çalınır.kırsal kesimde halen kına ve düğün gecelerinde bilhassa kadınlar eğlenmek için def’i hem çalar hem oynarlar.zilli tef ve zilsiz tef olmak üzere iki çeşittir

KANUN

Kanun (müzik)

79 tona sahip bir Türk kanunu

10. yy’da Türkistan‘ın Farab kasabasında doğan Farabi adında bir Türk bilgini tarafından bulunduğu rivayet olunur.

 

Tarihçe

Farabi’nin ayrıca Ud sazını da geliştirdiği söylenilir. Rahmetli Cinuçen Tanrıkorur kendi tarifi ile: “Musıkimizin mızraplı sazları içinde çın çın öten sesiyle en dişisi, yani en kalabalık topluluklarda dahi kendini duyuran sazı olan Kanun, sabit akordlu ve hazır sesli olması bakımından, çalınması kolay gibi görünen eşsiz bir renk ve melodi sazıdır. Halk arasında “kedi gezinse bir nağme çıkar” deyiminin yerleşmiş olmasi bu yüzdendir. Ancak saz hiç de göründüğü gibi kolay degildir. Tel takılırken akord kaynatmak, aktarımlarda mandal eksikliği ve telden tele süzmeler (glıs-sando) sazın ciddi problemleri arasındadır. Paralel oktavlarla,veya alttaki üstteki sesi sabit tutarak, başparmak çarpmaları veya tırnak –mandal kaydırmalarıyla, eller notanın birinci satırındayken gözlerle ikinci satırı okumak ve hızlı parçalarda geçkiler için gereken mandalları zamanından önce (ve çatırtısız) ayarlamak, ayrıca armoni düzenindeki birkaç tele mızrap ve parmaklarla ayni anda vurarak (batı müziği özentisiyle dahi olsa) gitar veya arp tekniğiyle melodiler çalmak, pek kedilerin becerebileceği iş değildir.

Tüm Arap ülkelerinde çok yaygın olan sazın en güzeli Türkiye’de yapılır. Türkiye’deki lutiyeler arap ülkelerine saz yapıp göndermektedirler. 1930’lu yıllardaki Büyük Arap Müziği Şurasın’da kabul edilen eksik mandal sistemi şu anda Arap müzisyenleri tarafından pek yeterli görülmemektedir. Bunun içindir ki Türkiye’den saz sipariş edilmektedir.

                                        KANUN

İSİM:KANUN

AİLE:TELLİ ÇALGI

KÖKENİ:    Farabi’nin ayrıca Ud sazını da geliştirdiği söylenilir.

PİYANO

Piyano

Kuyruklu (salon) piyano (Bösendorfer marka)

Piyano, tuşlu bir çalgı. Tuşlarına basıldığında, sahip olduğu karmaşık çekiçli mekanizma sayesinde tellere vurarak ses veren klavyeli çalgı.

Yapım biçimi ile duvar (konsol) ve kuyruklu (salon / konser / grand) adı verilen çeşitleri vardır. Piyano kelimesi İtalyanca “Güçlü ve Hafif sesli klavsen (harpsikord) – gravicembalo col piano e forte” ‘den gelir. Pianoforte olarak adlandırılması da bundandır. Atası, klavsenden en önemli farkı, tuşa basarken uygulanan kuvvete göre çıkan sesin şiddetinin de aynı yönde değişken olmasıdır. Piyano çalan kişiye piyanist veya piyano sanatçısı denir.

İlk tuşu La-0, son tuşu Do-8 olma üzere toplam 88 tuştan oluşur.

 

PİYANO

    İSİM : Piyano  
AİLE : Tuşlu ( klavyeli ) çalgılar
 
SES ARALIĞI : 7,5 oktav ( 88 nota )
YAPILDIĞI MADDE : Tahta kasa, demir çapraz ve çelik teller
 
BÜYÜKLÜK : 2,7 metre uzunluğunda

 

KÖKLERİ : Kuyruklu piyano, 1709 yılında Avrupa’da klavsenden türemiştir.
KATEGORİ : Telli; Enstrümanın sesi, tellerin titreşimi ile ortaya çıkar.
/”
BİLİYOR MUSUNUZ ? Üç ana büyüklükte kuyruklu piyano vardır; çeyrek, yarım ve tam kuyruk.

KEMENÇE

 

GENEL OLARAK KARADENİZİN MEŞUR OLAN ÇALGISI KEMENÇE RİZELİLER İÇİN DE BİR TUTKUYA DÖNÜŞMÜŞTÜR.ŞİMDİ KEMENÇEYLE İLGİLİ BİLGİYİ AŞAĞIDAN ALABİLİRSİNİZ…

Kemençe, diz üzerinde çalınan ve kemana benzeyen, üç telli küçük yaylı saz. Biri Osmanlı Müziğinde, diğeri Karadeniz yöresi halk müziğinde kullanılan iki ayrı yaylı çalgının ortak adıdır. Bunlardan ilki için yirminci yüzyılın ortalarına kadar kullanılan “armudî kemençe”, “fasıl kemençesi” gibi adlar, artık yerini “klasik kemençe” adına bırakmış gibi görünmektedir. Bir halk çalgısı olan ikincisi ise, “Karadeniz kemençesi” olarak anılır. Dut, kiraz veya ardıç ağacından yapılır. Eskiden gül ve sarmaşıktan da yapılırdı. Türklerin çaldıkları yaylı saza “iklıg” demişlerdir. İklıg, okla çalınan saz demektir. Kemençe, bugün Doğu Karadeniz yöresinden başka yerlerde kullanılmaz. Karadeniz kemençesinin ne zaman ve nereden geldiği kesin olarak belli değildir. On yedinci yüzyılın sonlarında Avrupa’da dans oyununu öğretenlerin elinde “poşet” dedikleri cep kemençeleri görülmüştür. Evliya Çelebi bu yüzyılda Eyüp semtindeki oyuncakçıların sattıkları oyuncak kemençelerden bahseder. Kemençenin azerbaycan üzerinden Doğu Karadeniz bölgesine geldiği tahmin edilmektedir.

Kemençe

 

Suluboya çalışma: Kemençe çalan iblis, MS 15. yüzyıl. Timur dönemi İran veya Orta Asya

 

GİTAR

Gitar

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara

 

Gitar, parmakla ya da pena

Klasik gitar

yla çalınan esasen sekiz şekline benzeyen yanları iki tarafı oyuk üzerinde ses perdeleri olan uzun saplı ve telli bir çalgıdır. Gitarlar genelde altı tellidir ve değişik ağaç türlerinden yapılırlar.

AYRICA SESİ ÇOĞU İNSANLAR TARAFINDAN BEĞENİLEN BİR MÜZİK ALETİDİR.

 

 

Gitar, parmakla ya da penayla çalınan aslında sekiz şekline benzeyen yanları iki tarafı oyuk üzerinde ses perdeleri olan uzun saplı ve telli bir çalgıdır. Gitarlar genelde altı telli olurlar ve değişik ağaç türlerinden yapılmaktadırlar.

Gitarı andıran bir enstrumanın 1500′ den önce,Rönesans sırasında Avrupanın Akdeniz bölgesinde var olduğu bilinmektedir. 13. 14 yüzyıldan kalma betimlemeler kuş tüyü bir pena ile çalınan “8” şeklinde bir enstrümanın varlığını gösterir. Yine bu döneme ait bazı kaynaklar guittara latina adlı bir latin gitarından bahseder. Gitar için müzik içeren ilk kitapların tarihi 16. yüzyıla kadar uzanır. Bu kitaplarda her üç veya dört teli de “ünison” (aynı sese) bir biçimde akort edilen çiftlerden oluşmak üzere, dört telli bir gitardan söz edilir.

En alt tel bazen bir oktavlıkbir aralıkla akort edilirken, en üst tel çoğunlukla tektir 16. yüzyılda beş telli gitarlar da ortaya çıkmıştır İlk gitarlarda sap kafası düz bir şekilde yerleştirilmişti ve akort burguları “friction pegs” arkadan ayarlanıyordu. Bu tip gitarın klavyesi enstrümanın göğsü ile aynı seviyedeydi ve sekizle on arasında bağırsak ile bağlanarak yapılmış perdeleri “fret” vardı Gövdesi bugünün standartlarına göre daha küçük ve daha az kıvrımlıydı. Sırtı bombeli veya düzdü ve ses deliği “soundhole” dekoratif bir parşömen veya Ağaç işlemeyle kaplanmıştı. Bu tip gitarın kırılgan yapıda olması, değişen modalar, farklılaşan akortlama şekilleri ve metal tellerin kullanımı pek çok enstrümanın yok olmasına veya değişime neden olmuştur

 

 

YAZIMIZDA BU ÇALGIYI TANITMAYA ÇALIŞTIM AMA BU ÇALGIMIZLA ALAKALI NOTALARI BULABİLİRSİNİZ

DAVUL

Davul, bilinen en eski vurmalı çalgılardan biridir. Ahşap, maden ya da pişmiş topraktan silindirik bir gövdeye gerilen deriden oluşur. El ya da sopayla çalınır. Biçimi değişse de dünyanın heryerinde ve her toplumda kullanılan bir çalgıdır.

Bateride 1 numarayla gösterilen davul

Bir Endonezya davulu

Davulun diğer adları; köbürge, küvgür, tuğ, tavul, tabıl (babl)dır. Davul çalanlara davulcu, tabilzen, tabbal gibi adlar verilirdi. VIII. yüzyılda ‘köbürge’, daha sonraları ‘tuğ’ ve XI. yüzyılda ‘küvrüğ’ adını almıştır

AYRICA BU DAVULLAR RAMAZANDA ORUÇ TUTMADAN ÖNCE(SAHUR VAKTİNE) KALKMAMIZI SAĞLAR.ÇALMASI ZEVKLİDİR.BAZI KOYLERDE BAZI GÜNLER DAVULLAR ÇALINIP,MANİLER OKUNUR…

Orkestrada davul [değiştir]

Orkestralarda davulcular büyük bir rol oynarlar. İkinci bir şef olarak orkestrada tempoyu ve ritmin düzenini sağlamakla görevlidirler. Bunun yanı sıra timpaniler ya da diğer perküsyon çalgıları çalınan melodileri dinamik veya gösterişli hale getirip süsleyebilirler. Vurmalı çalgıların da notaları vardır. Notalar genelde do anahtarı üzerinde yazılır ve timpani dışında tek notada vuruşlar belirtilebilir. Çünkü enstrümanlarda belirli notaları tutturmak çok zordur. Timpanide ise davulların boyutlarına göre notalar incelip kalınlaşabilir. Örneğin bir orkestrada 4 timpani varsa (23″, 26″,29″ ve 32″ lik) 4 farklı notayla bir eserde belirtilebilir. Tabi bu eserleri çalmadan önce çalgının akort edilmesi gereklidir